Her toplumda yönetim kimde ise, güçlü odur. Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Demokratlar demokratlığa uygun kanunlar, zorbalar zorbalığa uygun kanunlar, ötekiler de öyle…
Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi işlerine gelenlerden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar.
Av. Veyis Aydın tarafından kurulan AvvA Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu, Mersin ve İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiyede hukuk danışmanlığı hizmeti veriyor.
| Çalışma Alanları |
Şahıslara ve şirketlere mevzuattaki uygulamalar kapsamında danışmanlık hizmeti sunmaktayız |
| Arabuluculuk |
Arabuluculuk, Alternatif uyuşmazlık çözümü (ADR) yöntemidir |
| KVKK Danışmanlığı |
Şirketlerin iş sürekliliğini sağlayabilmesi için gereken en önemli konu bu verileri devamlı olarak koruyabilmesi ve saklayabilmesidir. |
| Boşanma Davaları |
Boşanma davası açmadan önce bilinmesi gerekenler |
Dijital pazarlamanın büyümesi, influencer ve fenomen reklamlarında ciddi bir dolandırıcılık ağını beraberinde getirmiştir. Kendilerini "reklam ajansı" veya "fenomen menajeri" olarak tanıtan sahte yapılar, işletmelerin reklam bütçelerini ve ticari itibarlarını hedef almaktadır.
Bütçeyi Alıp Ortadan Kaybolma: Markadan "reklam bedeli" adı altında yüksek ödemeler tahsil edildikten sonra reklam yayınlanmamakta ve muhataplar hesabı kapatıp engellemektedir.
Ürünlerin Üzerine Yatılması: Tanıtım amacıyla influencer’a veya sahte ajansa gönderilen yüksek değerli numune ürünlerin, reklam girilmeyerek haksız şekilde alıkonulmasıdır.
Reklam Sonrası Hesap Kapatma: Reklam ücretini alıp paylaşımı yaptıktan hemen sonra hesabı dondurarak reklamı yayından kaldırmak ve haksız kazanç sağlamak.
Sosyal medya reklam süreçleri; DM veya WhatsApp yazışmalarıyla, sözlü vaatlerle yürütülemeyecek kadar büyük yasal riskler barındırır. Dijital delillerin saniyeler içinde yok edilebildiği bu mecrada, mağduriyet yaşandıktan sonra parayı geri almak oldukça güçtür.
Reklam bütçenizi korumak ve dolandırıcılık risklerine karşı yasal kalkan oluşturmak için süreç başlamadan önce profesyonel hukuki danışmanlık almanız önemle tavsiye edilir.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Tescilli bir markanın taklit edilmesi, sahte ürünlerin üretilmesi, mağazalarda veya internette satılması, ticari amaçla depolanması ya da taşınması hukukumuzda doğrudan suç teşkil etmektedir. Kanun, hak sahiplerinin ticari itibarını korumak adına bu ihlallere karşı çok ciddi yaptırımlar öngörmüştür.
Marka hakkına tecavüz ederek taklit ürün ticareti yapan şahıslar ve işletmeler hakkında yürütülen ceza soruşturmalarının neticesi oldukça ağırdır:
Hapis Cezası: Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, başkasının markasını izinsiz kullanan ve bu yolla kazanç sağlayan kişilere karşı doğrudan adli mahkemelerce hapis cezası hükmedilmektedir.
Adli Para Cezası: Mahkemeler, ihlalin boyutuna ve ticari faaliyete göre hapis cezasının yanı sıra çok yüksek oranlarda adli para cezalarına da karar vermektedir.
Şikayet işlemlerinin ardından, delillerin yok edilmesini veya ürünlerin kaçırılmasını önlemek adına adli makamlarca çok hızlı devreye alınan koruma tedbirleri uygulanır:
Baskın ve Arama: Sahte ürünlerin üretildiği imalathaneler, saklandığı depolar veya satışın yapıldığı fiziki dükkanlar için savcılık/mahkeme kararıyla kolluk kuvvetleri eşliğinde baskınlar düzenlenir.
Ürünlerin Müsaderesi: Arama neticesinde ele geçirilen tüm taklit ürünlere, ambalajlara ve hatta bu ürünlerin üretilmesinde kullanılan teknik araç-gereç ve kalıplara adli emanete alınmak üzere el konulur. Bu ürünlerin tamamı yargılama sonucunda imha edilir.
Marka taklidi ve sahte ürün ticaretiyle mücadele; baskın kararlarının pürüzsüz yürütülmesi, hak ihlallerinin tespiti ve ceza mahkemelerindeki yargılama süreçlerinin gizliliği bakımından profesyonel bir süreç yönetimine dayanmaktadır. Pazardaki haklarınızı korumak ve taklitçilere karşı yasal aksiyon almak için doğrudan hukuki danışmanlık almanız önemle tavsiye edilir.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Belediyelerin imar planlarını hayata geçirirken, yol, park, okul, hastane gibi kamusal alanları oluşturmak amacıyla özel mülkteki arsalardan yaptıkları yasal kesintiye DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) denir. Ancak imar uygulaması (18. madde uygulaması) esnasında idarenin yaptığı usulsüz işlemler, arsa sahiplerinin mülklerinde ciddi değer kayıplarına yol açabilmektedir.
İmar Kanunu uyarınca belediyelerin mülk sahibinden ücretsiz olarak yapabileceği kesintinin katı bir sınırı vardır:
Maksimum %45 Sınırı: İdare, bir taşınmazdan en fazla %45 oranında DOP kesintisi yapabilir. Bu oranın üzerinde yapılan her türlü kesinti yasal sınıra aykırıdır.
Üzerindeki Kesintilerin Bedeli Ödenmelidir: Eğer kamu alanları için %45’ten daha fazla bir alana ihtiyaç duyuluyorsa, aşan kısım için idare kamulaştırma yapmak ve malike güncel nakdi bedelini ödemek zorundadır.
Arsa sahipleri, sadece alan küçülmesi değil, parselasyon işlemi sonrasında mülklerinin niteliğinin bozulması durumunda da tazminat talep edebilir:
Değersiz Yerden Parsel Verilmesi: Malikin imar uygulamasından önceki değerli ana arter veya cadde üzeri arsası alınarak, imar sonrasında arka sokaklarda, değersiz veya topoğrafik olarak kullanışsız bir konumdan parsel tahsis edilmesi.
Hisseli (Şüyulu) Hale Getirme: Müstakil ve tek başına inşaat yapılabilen bir arsanın, imar uygulaması neticesinde rıza dışı şekilde başka şahıslarla ortaklı (hisseli) hale getirilerek kullanım kabiliyetinin yok edilmesi.
Değer kaybına uğrayan veya yasal sınırın üzerinde kesinti yapılan arsa sahipleri şu kademeli yasal yolları izlemelidir:
Belediye Askı Sürecinde İtiraz: İmar uygulaması ve parselasyon planları belediyede 1 ay süreyle askıya çıkar. Hak kaybı tespit edildiğinde bu 30 günlük askı süresi içinde belediyeye yazılı olarak itiraz edilmelidir.
İdari Dava (İptal Davası): Belediyenin itirazı reddetmesi veya sessiz kalması durumunda, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde "İmar Uygulamasının ve Parselasyonun İptali" davası açılır.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Tazminat Davası: İmar uygulamasındaki usulsüzlükler neticesinde oluşan somut arsa değer kayıpları ve yasal sınırı aşan kesintilerin bedelleri için uzman bilirkişi raporları eşliğinde tazminat davası açılır.
İmar uygulamaları, DOP/KOP kesinti hesaplamaları, parselasyon planlarının teknik analizi ve idari başvuru sürelerinin takibi; gayrimenkul hukuku ve idare hukuku alanında ileri düzey uzmanlık gerektiren titiz bir süreç yönetimine dayanmaktadır.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatlık hizmeti alınması önemle tavsiye edilir.
Devlet kurumlarının veya belediyelerin, özel bir taşınmaza yasal kamulaştırma yapmadan ve bedelini ödemeden el koymasına kamulaştırmasız el atma denir.
Fiili El Atma: İdarenin taşınmaza rızasız olarak yol yapması, direk dikmesi veya kamu binası inşa etmesi gibi fiziki el koyma durumudur. Davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
Hukuki El Atma: Taşınmazın imar planında "yeşil alan, okul, park" olarak ayrılıp uzun yıllar kamulaştırılmaması, malikin inşaat yapma hakkının kısıtlanmasıdır. Davası İdare Mahkemesi’nde açılır.
Mülkiyet hakkı ihlal edilen arsa ve arazi sahipleri idareye karşı şu yasal yollara başvurabilir:
Tazminat (Bedel) Davası: Malik, taşınmazın mülkiyetini idareye devrederek, mülkün güncel rayiç bedelinin nakden kendisine ödenmesini talep eder. Mahkeme bilirkişileri mülkün konum ve emsallerine göre güncel değer tespiti yapar.
Müdahalenin Men'i ve Kal (Yıkım) Davası: İdarenin taşınmaz üzerindeki haksız müdahalesinin sonlandırılması, yapılan yapıların yıkılması ve arsanın eski haline getirilmesi istenir. Geçmiş dönem işgali için ayrıca ecrimisil (işgaliye tazminatı) talep edilebilir.
Kamulaştırmasız el atma davaları; idari başvuru sürelerinin takibi, doğru mahkemenin seçilmesi ve teknik bilirkişi raporlarının
denetlenmesi bakımından gayrimenkul ve idare hukuku alanında uzmanlık gerektiren titiz bir süreç yönetimine dayanmaktadır.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatlık hizmeti alınması önemle tavsiye edilir.
Hukukumuzda kripto varlıkları doğrudan tanımlayan özel bir kanun maddesi olmasa da, ekonomik değer taşıyan her türlü hak ve alacak haczedilebilir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi emsal kararlarıyla kripto paraları birer "meta / dijital varlık" olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla borçluya ait kripto paraların haczedilmesinin önünde yasal bir engel yoktur.
Kripto paraların haczedilmesi, varlıkların tutulduğu borsaya veya cüzdana göre değişir:
Borçlunun yerli borsalarda (Örn: Paribu, BTCTurk, Midas vb.) hesabı varsa süreç hızlı ilerler. İcra müdürlüğü borsa şirketine Haciz İhbarnamesi (İİK m.89) gönderir. Borsa, borçlunun hesabındaki kripto varlıkları dondurup icra dairesine aktarmakla yükümlüdür.
Borçlunun varlıkları yurt dışı merkezli borsalarda (Örn: Binance Global) veya şahsi soğuk cüzdanlarındaysa haciz zorlaşır. Yabancı borsaların Türkiye'de yasal muhatabı yoksa yazışmalara cevap vermeyebilirler. Şifreli soğuk cüzdanlara ise borçlu şifreyi rızaen teslim etmediği sürece dışarıdan el konulması teknik olarak imkansızdır.
İcra müdürlüğü, haciz konulan yerli borsaya talimat göndererek ilgili kripto varlıkların güncel piyasa değeri üzerinden nakde (TL'ye) çevrilmesini ister. Borsadan nakit olarak icra dairesinin banka hesabına gönderilen para, alacaklıya ödenir.
Kripto para ve dijital varlık hacizleri; blokzincir teknolojisinin yapısı, borsaların hukuki statüleri ve icra hukuku prosedürleri bakımından yüksek düzeyde teknik ve hukuki uzmanlık gerektiren titiz bir süreç yönetimine dayanmaktadır.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatlık hizmeti alınması önemle tavsiye edilir.
Sosyal medyada, internet sitelerinde veya mesajlaşma uygulamalarında bir kişinin fotoğrafını, videosunu veya ses kaydını onun açık rızası (izni) olmadan paylaşmak, hukukumuzda doğrudan ceza yaptırımına bağlanmış ağır bir suçtur. Bir görselin internette zaten paylaşılan bir platformda duruyor olması, onun alınıp başka bir yerde izinsizce yayımlanabileceği anlamına gelmez.
Uygulamada en sık karşılaşılan bu ihlal, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında iki farklı suç başlığı altında cezalandırılır:
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134): Bir kişinin gizli çekilmiş fotoğraf veya videosunu, ya da rızasıyla çekilmiş olsa bile rızası dışında internette ifşa etmek, yayımlamak veya paylaşmak suçtur. Kanun, bu eylemi gerçekleştirenler için 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. İhlalin internet ve sosyal medya aracılığıyla yapılması, cezanın alt sınırdan uzaklaşarak artırılmasına gerekçe oluşturur.
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu (TCK m.136): Kişilerin yüz hatlarının, kimliklerinin net olarak belli olduğu her türlü fotoğraf ve video "Kişisel Veri" statüsündedir. Bir kişinin fotoğrafını rızası dışında profillerde, ilanlarda veya gruplarda paylaşmanın cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.
Ayrılık Sonrası İntikam Paylaşımları: Eski eş veya sevgililerin, birliktelik döneminde rızayla çekilen fotoğraf ve videoları ayrılık sonrasında şantaj veya intikam amacıyla internete sızdırması.
Gizli Çekim Görsellerin Yayılması: Kamusal alanda veya özel mülkte, kişilerin haberi dahi yokken çekilen video ve fotoğrafların TikTok, Instagram gibi mecralarda mizah, eleştiri veya ifşa amaçlı paylaşılması.
Sahte Profil ve Hesap Açma: Başkasına ait fotoğrafları alarak onun adına sahte (fake) sosyal medya hesapları açıp insanlarla iletişim kurmak.
İnternette görsellerinizin izinsiz yayımlandığını fark ettiğinizde hızlıca şu yasal adımları atmanız gerekir:
Delil Tespiti (Ekran Görüntüsü ve URL): Paylaşımın yapıldığı hesabın kullanıcı adı, paylaşım saati ve en önemlisi ilgili gönderinin URL (web adresi) bağlantısı ekran görüntüsü alınarak arşivlenmelidir.
Uyar-Kaldır ve Erişim Engelleme: İlgili platformun şikayet mekanizmaları işletilmeli, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurularak içeriğin internetten kalıcı olarak çıkarılması ve URL bazlı erişimin engellenmesi talep edilmelidir.
Şikayet ve Suç Duyurusu: Bu suçlar şikayete bağlıdır. Mağdur, ihlali ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde Cumhuriyet Başsavcılığına veya emniyete suç duyurusunda bulunmalıdır.
Maddi ve Manevi Tazminat: Paylaşım nedeniyle kişinin uğradığı psikolojik yıpranma, saygınlık kaybı ve sosyal hayatındaki zararlar için hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkı saklıdır.
Kişisel verilerin, fotoğrafların ve videoların internet ortamında rızasız paylaşılması, bilişim hukuku ve ceza hukuku alanında uzmanlık gerektiren, dijital delillerin hızlı tespitiyle neticeye ulaşan teknik bir süreç yönetimine dayanmaktadır.
İşbu yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak sadece genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklarda hak kaybına uğramamak adına profesyonel bir avukatlık hizmeti alınması önemle tavsiye edilir.