Her toplumda yönetim kimde ise, güçlü odur. Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Demokratlar demokratlığa uygun kanunlar, zorbalar zorbalığa uygun kanunlar, ötekiler de öyle…
Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi işlerine gelenlerden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar.
Av. Veyis Aydın tarafından kurulan AvvA Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu, Mersin ve İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiyede hukuk danışmanlığı hizmeti veriyor.
| Çalışma Alanları |
Şahıslara ve şirketlere mevzuattaki uygulamalar kapsamında danışmanlık hizmeti sunmaktayız |
| Arabuluculuk |
Arabuluculuk, Alternatif uyuşmazlık çözümü (ADR) yöntemidir |
| KVKK Danışmanlığı |
Şirketlerin iş sürekliliğini sağlayabilmesi için gereken en önemli konu bu verileri devamlı olarak koruyabilmesi ve saklayabilmesidir. |
| Boşanma Davaları |
Boşanma davası açmadan önce bilinmesi gerekenler |
Hukuki bir uyuşmazlığın (işçi-işveren alacakları, ticari tazminatlar, kira uyuşmazlıkları, mal rejimi davaları vb.) çözümü, 2026 Türkiye’sinde yıpratıcı ve uzun yargılama süreçlerine bağlı kalmak zorunda değildir. 6325 sayılı Kanun kapsamında yürütülen arabuluculuk, tarafların kendi çözümlerini kendilerinin bulduğu, barışçıl ve etkin bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Mahkemelerde yıllarca sürebilecek uyuşmazlıklar, arabuluculuk masasında haftalar, hatta bazen saatler içinde kesin çözümle sonuçlanabilir. 6325 sayılı Kanun md. 17 uyarınca, tarafların üzerinde anlaştığı hususlar hakkında artık dava açılamaz.
Mahkeme harçları, tebligat giderleri ve bilirkişi ücretleri gibi yargılama giderleri arabuluculuk sürecinde oluşmaz. Arabuluculuk masrafı, mahkeme maliyetlerinin onda biri bile değildir ve vergi matrahından indirilebilir.
Mahkeme duruşmaları aleni iken (HMK md. 28), arabuluculuk süreci tamamen gizlidir (Kanun md. 4). Tarafların ticari sırları, marka değerleri, finansal bilgileri veya kişisel mahremiyetleri masada kalır.
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaştığı hususlar, Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı tarafsız bir arabulucu tarafından "Anlaşma Tutanağı" ile kayıt altına alınır. Bu tutanak, taraflar ve avukatları tarafından imzalandığında, mahkeme kararı ile eşdeğer (ilam niteliğinde) hale gelir (Kanun md. 18).
Hukuki Uyarı ve Profesyonel Destek: Arabuluculuk süreci, tarafların serbest iradelerine dayanmakla birlikte, hazırlanan Anlaşma Tutanağı’nın "ilam" niteliği kazanması ve yasal hakların tam iadesi için hukuki teknik bilgi ve uzmanlık gerektirir. Hatalı tutulan son tutanaklar veya yanlış kurgulanan anlaşma şartları, haklıyken haksız duruma düşmenize ve geri dönülemez hak kayıplarına neden olabilir. Çözüm masasında haklarınızı mühürlemek ve barışçıl çözümü kesinleştirmek adına sürecin Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı uzman bir arabulucu ve avukatın profesyonel desteği ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Dükkana girdiniz, rafta bir ürünü beğendiniz ve üzerindeki etikette 500 TL yazıyor. Kasaya gittiğinizde ise görevli "Efendim o eski fiyat, sistemde 1.500 TL görünüyor, o fiyattan veremeyiz" diyor. Bu durum, 2026 Türkiye’sinde en sık karşılaşılan tüketici hak ihlallerinden biridir ve vatandaş Google’da çaresizce "etiket fiyatı ile kasa fiyatı farklı ne yapmalıyım?" diye aratmaktadır. Peki, kanun bu "etiket mi, kasa mı?" savaşında kimin yanında?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 54. maddesi ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği bu konuda çok nettir. Vatandaşın yaşadığı bu mağduriyete son noktayı koyan Kanun'un 54. maddesinin 2. bendi aynen şöyledir:
"(2) Etiket, tarife ve fiyat listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat uygulanır."
Yani tezgahtarın "etiket yanlış kalmış", "zam geldi" veya "stok kalmadı" demesinin hukuki hiçbir geçerliliği yoktur. Reyonda ne gördüyseniz, o fiyattan ürünü alma hakkınız yasalarla güvence altındadır. Satıcı malı satmaktan kaçınamaz.
Fiziksel işletmedeki bu kural, internet mağazaları için de geçerlidir ancak dijital dünyada işin içine "Mesafeli Sözleşmeler" girer ve süreç Yargıtay içtihatlarıyla sınırları netleşen bazı gri alanlar barındırır. İnternet sitesinde bir ürünün fiyatı teknik bir hata sonucu piyasa değerinin çok altında (örneğin 20.000 TL yerine 2.000 TL) yazılmışsa:
Sözleşme Kurulmuştur: Siz ödemeyi yapıp "Siparişiniz Onaylandı" veya "Kargoya Verildi" mailini aldığınız an, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği uyarınca sözleşme kurulur. Satıcı bu aşamadan sonra fiyat hatası gerekçesiyle siparişi tek taraflı iptal edemez.
Dürüstlük Kuralı Sınırı: Eğer fiyat farkı, ortalama bir tüketicinin bile bunun bir hata olduğunu açıkça anlayabileceği kadar fahiş ise (örneğin 100.000 TL'lik bir bilgisayarın 100 TL yazılması), mahkemeler ve Tüketici Hakem Heyetleri, satıcının Borçlar Kanunu’ndaki "esaslı yanılma" ve TMK md. 2'deki "dürüstlük kuralı" ilkelerine dayanarak iptal yoluna gitmesini haklı bulabilir. Ancak fark makul bir indirim seviyesindeyse (örneğin %50-%70 gibi), internet sitesi de etiket fiyatına uymak zorundadır.
Eğer mağaza veya internet sitesi etiketteki fiyatı uygulamayı reddediyorsa:
Kanıtlayın: Mağazadaysanız etiket ve kasa fişinin yan yana fotoğrafını çekin. İnternetteyseniz ekran görüntüsü alın, URL ve tarihi saklayın.
Tebliğ Edin: Satıcıya 6502 sayılı Kanun md. 54’ü hatırlatın.
Şikayet Edin: e-Devlet üzerinden (TÜBİS) Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurun (2026 yılı başvuru sınırı 186.000 TL'dir). Hakem Heyeti kararları ilam (mahkeme kararı) niteliğindedir ve satıcıyı o fiyattan ürünü vermeye zorlar.
Hukuki Uyarı ve Profesyonel Destek: Tüketici uyuşmazlıklarında "etiket fiyatı" ile "kasa fiyatı" arasındaki farkın tespiti ve hukuki sürece dökülmesi, özellikle yüksek meblağlı teknolojik ürünlerde karmaşık bir hal alabilir. Satıcının "hata", "stok kalmadı" veya "esaslı yanılma" gibi savunmalarına karşı yasal süreci doğru yönetmemek, haklıyken haksız duruma düşmenize ve yargılama giderlerine katlanmanıza neden olabilir. Hak kaybı yaşamamak ve e-ticaret sitelerinin haksız iptallerine karşı haklarınızı en etkili şekilde savunmak adına sürecin uzman bir avukatın profesyonel desteği ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Apartman ve site yaşamında en büyük uyuşmazlık konularından biri olan "Ben zemin kattayım, asansörü kullanmıyorum" veya "Ben orta kattayım, damın akmasından bana ne?" argümanları, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu karşısında tamamen geçersizdir. 2026 yılındaki güncel yargı kararları, ortak alan giderlerine katılımın bir "tercih" değil, yasal bir "zorunluluk" olduğunu bir kez daha tescillemiştir.
En çok sorulan soru budur: "Asansöre hiç binmiyorum, neden bakım parasını ödeyeyim?" Hukuki gerçek şudur: Asansör, binanın ortak yeridir. Bir kat maliki, ilgili ortak alanı kullanmadığını veya kullanmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek bu giderlerden kaçınamaz. Zemin katta oturmanız, asansörün motor yenileme, periyodik bakım veya tescil giderlerine arsa payınız oranında katılmanıza engel değildir.
"Çatı en üst katın sorunudur" düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Dam veya çatı, binayı dış etkenlerden koruyan temel bir ortak alandır. Orta katta oturan bir malik, "Benim tavanım akmıyor ki!" diyerek damın izolasyon veya onarım giderlerine katılmaktan imtina edemez. Damın sağlamlığı, binanın yapısal bütünlüğünü korur; bu nedenle giderler tüm maliklerin ortak sorumluluğundadır.
Aidat veya ortak gider payını ödemeyen malik için süreç oldukça serttir:
Aylık %5 Gecikme Tazminatı: Ödenmeyen her ay için yasal olarak %5 gecikme tazminatı uygulanır.
İcra Takibi: Yönetim veya diğer malikler, borcunu ödemeyen kişi hakkında doğrudan icra takibi başlatabilir.
Yasal İpotek Hakkı: Borç ödenmemeye devam ederse, kat malikinin bağımsız bölümü üzerine borç tutarınca kanuni ipotek konulması talep edilebilir.
Hukuki Uyarı ve Profesyonel Destek: Apartman yönetimi ve ortak gider uyuşmazlıkları, Kat Mülkiyeti Kanunu ve yönetim planının doğru yorumlanmasını gerektiren teknik süreçlerdir. Hatalı yapılan itirazlar veya eksik ödenen aidatlar, yüksek gecikme tazminatları ve icra
masraflarıyla karşılaşmanıza neden olabilir. Hak kaybı yaşamamak ve komşuluk ilişkilerini hukuki zeminde korumak adına sürecin uzman bir avukatın profesyonel desteği ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
2026 yılı itibarıyla Türkiye'de internet alışverişi, geleneksel mağazacılığın yerini almış durumdadır. Ancak bu devasa ekosistemde, parasını ödediğiniz lüks bir telefon veya teknolojik ürün yerine kargodan eski bir model, hatta taş veya sebze çıkması tam bir "gizli ayıp" kabusu yaratmaktadır. Vatandaş, bu durum karşısında parasını nasıl geri alacağını çaresizce aratmaktadır. Bu durum, sadece bir haksızlık değil, doğrudan bir Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK 158) konusudur.
İnternetten alınan ürünün farklı, hatalı veya eksik çıkması hukuk dilinde "Gizli Ayıp" olarak tanımlanır. Ancak, telefon yerine taş veya sebze gönderilmesi, basit bir ticari hata değildir. Bu eylem, bilişim sistemleri ve kargo araç olarak kullanılarak işlenen bir dolandırıcılık suçudur ve Ağır Ceza Mahkemeleri'nde hapis cezası istemiyle yargılanmayı gerektirir.
Bu gri alanda hak kayıplarının önüne geçmek adına sürecin profesyonel bir hukuki destek ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir:
Delillerin Tespiti (Kargo Anı): Kargoyu teslim alırken, mümkünse kurye yanınızdayken kutuyu açın ve durumu "Hasar Tespit Tutanağı" ile kayıt altına alın. Kutuyu açma anınızı video ile kaydetmek, yargılama aşamasında en güçlü deliliniz olacaktır.
Cezai Şikayet (TCK 158): Vakit kaybetmeden, "bilişim sistemleri aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık" suçuyla şikayet başvurusunda bulunun. Delillerinizi (tutanak, video, fatura, ödeme dekontu) şikayete ekleyin.
Tüketici Hakem Heyeti veya Mahkemesi: Ürünün bedeline göre Tüketici Hakem Heyeti'ne veya Tüketici Mahkemesi'ne başvurarak para iadesi talebinde bulunun. Cezai şikayet dosya numarasını bu başvuruya eklemek sürecinizi hızlandıracaktır.
Hukuki Uyarı ve Profesyonel Destek: Yukarıda paylaşılan bilgiler, genel bilgilendirme amaçlı olup her somut olayın kendine has özellikleri (teknik kanıtlar, süre aşımı, görevli mahkeme vb.) bulunmaktadır. İnternet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık vakaları, bilişim hukuku ve ceza yargılaması açısından karmaşık usul kurallarına tabidir. Hak kayıplarının yaşanmaması ve maddi zararın ivedilikle tazmin edilebilmesi için sürecin en başından itibaren uzman bir avukatın profesyonel desteği ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
2026 yılı itibarıyla Türkiye'de e-ticaret (Trendyol, Amazon, Hepsiburada vb.), esnafın ana gelir kapısı haline gelmiş durumdadır. Ancak bu devasa ekosistemde, tescilli markaların "gasp edilmesi" ve ürün sayfalarının (Buybox) sahte veya benzer ürün satanlar tarafından ele geçirilmesi tam bir ticari kabus yaratmaktadır. Bu durum, sadece bir rekabet değil, doğrudan bir marka tescil hakkı ihlali ve nitelikli dolandırıcılık konusudur.
E-ticaret platformlarında bir ürünün satış sayfasında yer alan ve müşterinin doğrudan "sepete ekle" dediği kutucuğa Buybox denir. Marka gaspı, bir satıcının sizin tescilli markanızla oluşturduğunuz, yüksek puanlı ve yorumlu ürün sayfasına girerek, aynı sayfadan sahte veya daha düşük kaliteli ürün satmaya başlamasıyla gerçekleşir.
Tescilli bir markanın e-ticaret platformunda haksız kullanımı, hem ticari hem de cezai sorumluluk doğurur:
Haksız Rekabet: Türk Ticaret Kanunu uyarınca, tüketicinin aldatılmasına yönelik bu eylem haksız rekabet suçudur.
Marka Hakkına Tecavüz: Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, tescilli markanın izinsiz kullanımı, tazminat ve cezai yaptırım gerektirir.
E-ticaret platformlarında marka gaspına uğradığınızda hak kayıplarının önüne geçmek adına sürecin profesyonel bir hukuki destek ile takip edilmesi büyük önem arz etmektedir:
Hukuki İhtarname: İhlalci satıcıya ve platforma noter onaylı hukuki ihtarname gönderilerek ihlalin durdurulması ve tazminat talebi.
Platforma Bildirim: Trendyol, Amazon vb. platformların marka koruma programları üzerinden (Brand Registry vb.) teknik bildirimlerin yapılması.
Delillerin Tespiti: Sayfadaki ihlalin, sahte ürün satışının ve oluşan ticari zararın noter onaylı tespiti.
Mesleki Etik Notu: Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Olayın niteliğine göre değişebilecek usul kuralları ve hak kayıpları riski nedeniyle, sürecin başından itibaren bir avukatın profesyonel desteğinden faydalanılması tavsiye edilir.
2026 yılı itibarıyla Türkiye'de mal paylaşımı davaları, fiziki varlıklardan dijital dünyaya kaymış durumdadır. Artık ev-araba paylaşımı biterken, "yüksek takipçili Instagram/TikTok hesabının geliri kimde kalacak?" veya "Ölen fenomenin marka iş birliklerinden doğan gelirler mirasçılara nasıl geçer?" soruları, Ağır Ceza Mahkemeleri'nden Aile Mahkemeleri'ne kadar her yerde yankılanmaktadır. Bu konu, magazinel bir dert değil, devasa bir ticari kriz konusudur.
Evet, ancak süreç oldukça tekniktir. Mahkemeler, bir sosyal medya hesabının sadece kişisel bir profil mi, yoksa ticari bir işletme gibi mi kullanıldığına bakar.
Kriter: Hesap üzerinden reklam geliri, link paylaşımı, marka iş birlikleri veya ürün satışı yapılıyorsa; o hesap artık bir "Daimi Gelir Kaynağı" veya "Dijital Ticari İşletme" olarak kabul edilir ve boşanmada mal paylaşımına dahil olur.
Vefat eden kişinin kripto borsasındaki varlıklarına ulaşmak gibi, sosyal medya hesaplarının intikali de büyük bir hukuki boşluk yaratmaktadır.
Şifre Yoksa: Mirasçılar, veraset ilamı ile global platformlara başvurabilir ancak bu süreç yıllarca sürebilir. Platform, "kişisel veri" bahanesiyle erişimi reddedebilir.
Şifre Varsa: Mirasçılar hesabı yönetmeye devam edebilir, ancak marka iş birlikleri ve reklam gelirlerinin mirasçılar arasındaki paylaşımı teknik bir bilirkişi incelemesi gerektirir.
Bu gri alanda hak kayıplarının önüne geçmek adına sürecin teknik usul kurallarına göre takibi büyük önem arz etmektedir.
Delillerin Tespiti: Hesabın ticari gelirlerinin ve marka iş birliklerinin noter onaylı tespiti.
Bilirkişi İncelemesi: Sosyal medya analistleri ve dijital hukuk uzmanlarından oluşan bir bilirkişi heyeti ile hesabın ekonomik değerinin belirlenmesi.
Vasiyetname: Sağlığınızda hazırlayacağınız bir vasiyetname ile dijital varlıklarınızın intikal yöntemini belirlemek.
Not: Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Olayın niteliğine göre değişebilecek usul kuralları ve hak kayıpları riski nedeniyle, sürecin başından itibaren bir avukatın profesyonel desteğinden faydalanılması tavsiye edilir.